0.Giriş
Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilmekte ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkûr yıl beyannamesinde gösterilmektedir. Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde işin bitim tarihi kazancın beyan edileceği dönemi belirlediğinden aynı zamanda bu tarih mükellefin stopaj kaynaklı iade alacağının isteneceği dönemi de belirlemektedir. Dolayısıyla hem vergisel ödevlerin süresinde yerine getirilmesi hem de stopaj alacaklarının iade alınabilmesi için yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde işin bitim tarihinin doğru ve eleştiriye mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi önem arz etmektedir.
Gelir Vergisi Kanununun 44. maddesinde işin bitim tarihinin nasıl belirleneceği ikili bir ayrım ile belirlemiştir.
Geçici ve Kesin Kabul Usulüne Tabi Olanlar: Geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı tarih bitim tarihidir.
Diğer Haller: İşin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı geçici ve kesin kabul usulünün yalnızca Kamu İhale Kanunu (KİK) kapsamında yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği ve Yapım İşleri Genel Şartnamesine tabi idarelerce ihale olunan inşaat ve onarma işlerinde uygulanabileceği görüşündedir.
Yazımızın konusu KİK kapsamında olmayan ve yıllara sari inşaat ve montaj işlerine ilişkin sözleşmesinde geçici ve kesin kabul usulünün belirlendiği hallerde işin bitim tarihinin nasıl belirleneceğidir.
- Gelir İdaresinin Görüşü
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğünün 20.05.2015 Tarih ve 62030549-120[44-2015/343]-E.21421 sayılı Tamiminde “Kamu İhale Kanunu kapsamında yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği ve Yapım İşleri Genel Şartnamesine tabi idarelerce ihale olunmayan dolayısıyla geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan yıllara sari inşaat işlerinde, işin bitim tarihi olarak inşaat işinin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin dikkate alınması gerekmektedir.” açıklaması yapılmıştır.
Yukarıdaki Tamimi takip eden aylarda verilen bir özelgede (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 18.08.2015 tarih ve 62030549-125[15-2014/320]-75337 sayılı özelgesi) konu ile ilgili şu görüş verilmiştir: “.. bahse konu işin, Kamu İhale Kanununa tabi idarelerce ihale olunan bir inşaat ve onarma işi olmaması nedeniyle bu işin bitim tarihinin tespitinde geçici kabul tutanağının düzenlendiği tarihin değil, işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin dikkate alınması gerekmektedir.”
Konu ile ilgili olarak 2020 yılında verilen bir özelgede ise (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 14.08.2020 tarih ve 62030549-120[42-2013/626]-E.597553 sayılı özelgesi) “ana yüklenici şirket tarafından geçici ve kesin kabul usulüne tabi olarak taahhüt edilen birden fazla takvim yılına sirayet eden işlerde alt yükleniciler tarafından üstlenilen işlere ilişkin sözleşmede, ana yüklenici ile idare arasında imzalanan Ana Sözleşme ve Ana Sözleşmenin eklerinin, alt yüklenici sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğuna, alt yüklenicinin, sözleşme kapsamında yapacağı tüm imalatların Ana Sözleşmede yazılı hususlara uygun olacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiğine dair hükümler bulunması ve ayrıca alt yükleniciler tarafından taahhüt edilen işin birden fazla takvim yılına sirayet etmesi halinde, alt yükleniciler açısından işin bitim tarihi olarak geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı tarihin dikkate alınması gerekmektedir.” açıklaması yer almaktadır.
Yukarıdaki tamim ve özelgeler dikkate alındığında İdarenin konu ile ilgili görüşlerini özetleyecek olursak;
- KİK kapsamında olmayan diğer bir deyişle özel hukuk kişileri arasındaki yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde sözleşmede geçici ve kesin kabul usulü benimsense dahi işin bitim tarihi işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih olmalıdır.
- Ana yüklenicinin KİK kapsamında üstlendiği işlerde, alt yüklenicinin sözleşme ile ana sözleşmeye tabi olması şartıyla, alt yüklenici için de işin bitim tarihi olarak geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih esas alınır.
- Gelir İdaresinin Görüşü Yasal Düzenlemenin Uygulanmasını Yersiz Şekilde Kısıtlayıcı mı?
- Geçici ve Kesin Kabul Usulü Sadece Kamuya Özgü ve Sadece Kamu Tarafından Kullanılan Bir Usul Olmayıp Geçmişi Oldukça Eski ve Dünya’da Kabul Görmüş Bir Usuldür
Gelir İdaresinin özelgelerinde geçici ve kesin kabul usulünün varlığı sadece Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuatına bağlanarak, bu usulün yalnızca KİK kapsamında kullanılabileceği şeklinde bir yaklaşım görülmektedir. Esasen sözleşmenin varlığına ses çıkartılmamakla birlikte, sözleşmenin geçici kabul süreci gibi karakteristiğinden doğan asli unsurları görmezden gelinmektedir.
Unutmamak gerekmektedir ki 1972 yılından beri yurt dışında inşaat projeleri yürüten ülkemizdeki yüklenici firmalar, gerek katıldıkları uluslararası rekabete açık ihalelerde ve gerekse yabancı bir ülkede işveren idare ile inşaat sözleşmesi yapılması aşamasında, FIDIC (Fédération Internationale Des Ingénieurs Conseils -Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu)Tip Sözleşmeleri ve Şartnameleri ile karşılaşmaktadırlar. FIDIC in uluslararası nitelikte olması sebebiyle, hem ulusal hem de uluslararası yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir. FIDIC tip sözleşmelerinin uluslararası karakteri, bu sözleşmelerin sadece uluslararası ihalelerde kullanılmasını veya ulusal ihalelerde kullanılmamasını engellemez. [1] “Uluslararası Müşavir Mühendisler Federasyonu” olarak da tercüme edilen ve 1913 yılında kurulmuş bir meslek örgütü olan FIDIC tarafından düzenlenen standart sözleşmelerin temel amacı, inşaat sözleşmesine taraf olanların hak ve yükümlülüklerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti ve hakkaniyetli bir risk dağılımının gerçekleştirilmesidir.[2]
FIDIC, özellikle uluslararası inşaat projelerinde işverenler ve yükleniciler arasında kullanılmak üzere geliştirdiği standart sözleşme formlarıyla uzun zamandır tanınmaktadır:
- İnşaat Mühendisliği İşleri Sözleşme Koşulları: Kırmızı Kitap (1987)
- Elektrik ve Mekanik İşler, Yerinde Montaj Dahil Sözleşme Koşulları: Sarı Kitap (1987)
- Tasarım-Yapım ve Anahtar Teslim Sözleşme Koşulları: Turuncu Kitap (1995)[3]
Aralık 2017’de FIDIC, Kırmızı, Gümüş ve Sarı Kitapların (“2017 FIDIC Sözleşmeleri”) ikinci baskılarını yayınlamıştır.
Geçici kabul belgesi Kırmızı Kitap madde 10 ( Geçici Kabul ) uyarınca düzenlenmekte veya düzenlenmiş sayılmaktadır. [4]
FIDIC m. 10.1 uyarınca müteahhit, işlerin tamamının esas itibariyle tamamlanmış olduğunu iş sahibine ve mühendise yazılı olarak bildirir. Teslim için başvuru öngörülen teslim tarihinden 14 gün önce yapılmalıdır (m. 10.1). Mühendis bu başvurunun kendisine ulaşmasını izleyen 28 gün içerisinde işin geçici kabule uygun bulunması halinde bir geçici kabul belgesi düzenleyerek müteahhide ve iş sahibine verir. Geçici kabulü istenen inşaatta geçici kabule engel eksiklik ve bozuklukların bulunması durumunda mühendis bu eksiklikleri içeren bir yazı hazırlar ve bunu müteahhide iletir. Müteahhit, inşaattaki eksiklik ve bozuklukları gidermesi ve bunu bildirmesi durumunda kusurları giderdikten sonraki 28 gün içinde geçici kabul belgesi almaya hak kazanır. Belirtmek gerekir ki inşaattaki değer ve işlev yönünden küçük eksiklikler ya da tamamlanması gereken işler eserin teslimine engel değildir.[5]
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki idarelerin, bu Kanun hükümlerine göre yaptıkları ihaleler sonucunda teslim edilen yapım işlerinin muayene ve kabul işlemleri için, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 11 inci maddesi uyarınca kuracakları muayene ve kabul komisyonlarının kuruluş ve çalışma esasları ile muayene ve kabul işlemlerinde uygulanacak usul ve esasları düzenleyen Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinde de yukarıdaki anlayışla birebir aynı olmasa da benzer şekilde geçici kabul başvurusu, geçici kabul tutanağının düzenlenmesi, geçici kabul itibar tarihi, geçici kabul tutanağının onayı düzenlemeleri yer almaktadır.
Dolayısıyla KİK düzenlemelerindeki geçici ve kesin kabul usulü, bu mevzuata özgü ve bu mevzuattan doğmuş bir usul değil bilakis inşaat işlerine ilişkin genel teamüllerden esinlenilerek bu mevzuatta düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu usulün özel hukuk kişileri arasında kullanamayacağına ilişkin bir iddia yersiz olacaktır. Çok teknik düzenlenen bu sözleşmelerin tüm hükümlerinin Gelir İdaresince de dikkate alınması inşaat sektörü teamülleri ve bütünlük açısından önemlidir. Yine unutmamak gerekir ki Türk Borçlar Kanunun madde 26[6] ve Anayasa madde. 48’de düzenlenen sözleşme serbestisi de bu hususu desteklemektedir.
- “Geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı tarih” İfadesindeki “İdare” Lafzı Kamu İhale Kanununa Tabi Kamu Kurum ve Kuruluşlarını mı İşaret Ediyor?
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde bu Kanunun uygulanmasında “İdare” lafzının ihaleyi yapan bu Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşları ifade ettiği belirtilmiştir. Kanun maddesindeki tanımdan da anlaşılacağı üzere “idare” lafzı yalnızca Kamu İhale Kanunu açısından ihaleyi yapan kamu (kamu hukukuna tâbi olan veya kamunun denetimi altında bulunan veyahut kamu kaynağı kullanan) kurum ve kuruluşlarını ifade etmektedir. Gelir İdaresinin 4734 sayılı Kanundaki “idare” lafzını Gelir Vergisi Kanununun 44. Maddesinde yer alan “İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih” ifadesindeki “idare” lafzı ile eş anlamlı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da işveren özel sektör şirketlerinin, Kamu İhale Kanununa tabi olmamaları sebebiyle, geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan işlerinde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih yerine işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin alınması gerektiğini öne sürülmektedir.
Öncelikle Gelir Vergisi Kanununun 44. maddesi inşaat ve onarma işlerinde işin bitimini düzenlerken kamu ya da özel işleri ayırmamıştır. Maddede geçen “Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan haller” lafzı bir usul/yöntemi açıklamakta, bulafzın taraf tanımı niteliği bulunmamaktadır. Bu usul hangi taraflar arasında uygulanıyorsa, onay veren taraf “idare” olarak kabul edilmelidir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4. maddesinde belirtildiği üzere “idare” lafzı yalnızca bu Kanun kapsamında ihaleyi yapan kamu kurum ve kuruluşları ifade etmektedir. Gelir İdaresi’nin yorumu, “idare” lafzının 4734 sayılı Kanun kapsamındaki tanımını Gelir Vergisi Kanununa da uygulayarak yetki aşımı olarak nitelendirilebilir.
İdare kelimesi hukukta, bir teşkilâtı, bir idari birimi, bir resmi daireyi de ifade edebilir. Bu anlamda idare, herhangi bir yönetim işinin yapıldığı veya resmi bir işin görüldüğü daire, kurum, kuruluş veya yeri ifade etme için kullanılmaktadır. Buna, idare kelimesinin organik veya uzvi anlamı denilmektedir.[7] Gelir Vergisi Kanunu müstakil olarak incelendiğinde “idare” kavramının “yönetim” “temsile yetkili organ” kavramları yerine kullanıldığı açıktır. Örneğin; GVK madde 7: “Türkiye’de kain müesseselerin idare meclisi başkan ve üyelerin…”, madde 75. “ Kurumların idare meclisi Başkan ve üyelerine verilen kar payları”.
Unutmamak gerekir ki; yasa koyucunun iradesi, işin bitim tarihinin belirlenmesinde geçici ve kesin kabul usulünün yalnızca KİK kapsamındaki işlerle sınırlamak yönünde olsaydı, bu durum yasa maddesinde tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıkça düzenlenirdi.
- İstanbul YMM Odası Platformunda Ortaya Çıkan Görüş
İstanbul YMM Odasının Platform’unda konunun tartışılması sonucu benimsenen görüş şu şekildedir: “… düzenlenen geçici kabul tutanağının yeterli belge olarak kabul edilmeyerek, mutlaka başka şekilde işin bittiğinin tevsikini istemek de yasal ve doğru değildir. Bir başka ifade ile geçici kabul tutanağının düzenlendiği ve taraflarca onaylandığı durumlarda, bu belgenin düzenlenmesi için bitim tarihinin tespiti açısından yeterli olmalı ancak mutlak şart olarak aranılmamalı; işin bittiğinin başka bir şekilde tevsik edilebilmesi halinde de iş geçici kabul usulüne tabi olsa fakat geçici kabul tutanağı düzenlenmese bile işin bittiği kabul edilmeli ve vergileme ile ilgili gerekli işlemlerin buna göre yerine getirilmesi gerekir. Aksi bir yorum, kanunun lafzına ve ruhuna uygun olmayacağı gibi, keyfi ve mükellefler arasında farklılıklar yaratacak uygulamalara da yol açabilecektir.”
Platform’un bu yaklaşımı, “vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” ilkesini bir kez daha teyit etmektedir. Sadece kamu ihalelerine özgü olmayan geçici ve kesin kabul usulü, tarafların iradesiyle özel hukuk sözleşmelerine dercedildiğinde, ispat vasıtası olma niteliğini korur. Aksi takdirde, teknik bir belgenin yok sayılması hukuk ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
- Özel Hukuk Yapım Sözleşmelerinde Geçici ve Kesin Kabul Usulü Belirlendiği Hallerde Muvazaadan Uzak Durulmasının ve Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğindeki Usul ve Esasların Dikkate Alınmasının Önemi
Önceki bölümlerde de belirtildiği üzere özel hukuk kişileri arasındaki sözleşmelerde geçici ve kesin kabul usulünün benimsenmesi hukuken mümkündür. Yine unutmamak gerekir ki bu sözleşmeler aynı zamanda vergi idaresinin denetiminde önemli bir ispat vasıtasıdır. Ancak bu usulün özel hukuk kişileri arasında vergi hukuku açısından geçerli bir sonuç doğurabilmesi için iki temel unsurun bir arada bulunması önemli olacaktır.
4.1.Muvazaadan Uzak Durulması
Tarafların aralarında anlaşarak gerçekte yapmak istemedikleri bir hukuki işlemi üçüncü kişileri aldatmak amacıyla yapıyormuş gibi görünmelerine muvazaa denmektedir. Eğer taraflar, sadece vergi beyan dönemini öne almak/ stopaj iadelerini erkene çekmek ya da vergi ödemesi çıkan hallerde vergi ödemesini ileriki dönemlere ertelemek amacıyla, gerçeği yansıtmayan, sadece şekli bir geçici kabul tutanağı ihdas ederse bu durum “muvazaa” olarak değerlendirilecektir. Bu tür bir yaklaşımda, bu tutanaktaki tarihler gerçekle uyuşmayacağından, bu durum vergi incelemelerinde cezalı tarhiyat riskini beraberinde getirir. Bu nedenle, geçici kabul tutanağı sadece imza altına alınmış bir evrak değil, işin sahada ulaştığı fiziksel düzeyi yansıtan ve önemli vergisel sonuçlar doğuran teknik bir belgedir.
4.2. Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği’nin Rehberliği
Kamu İhale Kanunu’na tabi olmayan işlerde dahi, muayene ve kabul komisyonlarının kuruluş ve çalışma esasları ile muayene ve kabul işlemlerinde uygulanacak usul ve esasları düzenleyen Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinde yer alan usul ve esasların sözleşmeye dercedilmesi ve fiilen uygulanması, tutanağın teknik içeriğinin gerçekçi ve belgeli olması geçici kabul tutanağını güçlendirir.
Yönetmeliğe uygun bir süreç yönetimi, Gelir İdaresi’nin kısıtlayıcı yorumuna karşı mükellefin elini güçlendirecektir. Sonuç olarak, yönetmelikteki teknik disiplinin özel sözleşmelere taşınması, idari ve yargısal süreçlerde işin bitim tarihine ilişkin tartışmaları “ispat yükü” açısından mükellef lehine sonuçlandırabilecek en önemli unsurdur.
- Sonuç
Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde kazancın beyan edileceği dönemi belirleyen işin bitim tarihinin tespiti hem işin kar/zararının beyan dönemi hem de stopaj iadelerinin süreci açısından kritik bir öneme sahiptir. Gelir İdaresi Başkanlığı, geçici ve kesin kabul usulüne tabi işlerde işin bitim tarihine ilişkin düzenlemeyi yalnızca Kamu İhale Kanunu kapsamındaki işlerle sınırlı tutan kısıtlayıcı bir yaklaşım sergilese de Gelir Vergisi Kanununun 44. maddesi kamu ve özel iş ayrımı yapmaksızın bu yöntemi bir usul olarak tanımlamaktadır. FIDIC gibi kurumlar tarafından yayımlanan uluslararası sözleşme standartları ve sözleşme serbestisi ilkeleri ışığında, özel sektördeki tarafların da geçici ve kesin kabul usulünü benimsemesi ve işin bitim tarihinin de bu usule göre belirlenmesi hukuken mümkün olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu durumun vergi otoriteleri nezdinde ispat gücü kazanması için geçici kabul tutanağının muvazaadan uzak olması ve Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği’ndeki teknik disiplini yansıtacak şekilde düzenlenmesinin de önemi vurgulanmaktadır. Yazıda da vurgulandığı üzere, Gelir İdaresinin bu konudaki tutumu kısıtlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Oysa Kamu İhale Kanunu (KİK) kapsamı dışındaki bir yapım işinde; işin karakteristiğine, teknik gerekliliklere ve yerleşik teamüllere uygun olarak geçici ve kesin kabul usulü belirlenmişse ve sözleşme Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği’ndeki disipline göre tesis edilmişse, Gelir İdaresinin işin bitim tarihi olarak geçici kabul tutanağının onaylandığı tarihi esas alacak şekilde bir görüş değişikliğine gitmesi yerinde olac
[1] Osman Sütçü, Yapım ihalelerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile fıdıc (Kırmızı kitap) standart sözleşmelerinin karşılaştırmalı analizi / Comparative analysis of Public Procurement Law no. 4734 and fidic (Red book) standard contracts in construction auctions, Yüksek Lisans Tezi 2020
[2] Caner kaner, FIDIC Kırmızı Kitap (1999)kuralları çerçevesinde müşavir mühendislik sözleşmesi / Consulting engineering contract within the framework of FIDIC Red Book (1999), Doktora Tezi 2025
[3] https://fidic.org/bookshop/about-bookshop/which-fidic-contract-should-i-use , erişim 14.12.2025
[4] https://www.fenwickelliott.com/research-insight/newsletters/international-quarterly/taking-over-completion-fidic , erişim 14.12.2025
[5] Ebru Tüzemen Atik, FIDIC Kırmızı Kitap (New Red Book) Kuralları Uyarınca İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVIII, Y. 2014, Sa. 2, sayfa 66
[6] TBK MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m Madde 48 – Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.
[7] T.C. Adalet Bakanlığı Aday Memur Hazırlama Eğitimi İdare Hukuku Ders Notu, Sayfa 1
