0 yorum 24 Görüntüleme
24 Görüntüleme

KÜRESEL KARBON PİYASALARI, AB SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI VE TÜRK VERGİ SİSTEMİ EKSENİNDE KARBON FİYATLANDIRMASININ VERGİSEL VE FİNANSAL RAPORLAMA BOYUTU

image_print

ÖZET

Küresel iklim değişikliğiyle mücadele politikaları, karbon emisyonlarının maliyetlendirilmesini merkeze alarak uluslararası ticaretin ve kurumsal finansmanın kurallarını yeniden yazmaktadır. Bu makale, Avrupa Birliği (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Türkiye’de kurulması öngörülen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS), Türk vergi mevzuatı ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) üzerindeki asimetrik etkilerini incelemektedir. Çalışma, küresel karbon fiyatlandırma uygulamalarını karşılaştırmalı biçimde ele almakta; karbon varlıklarının Vergi Usul Kanunu (VUK) karşısındaki ontolojik belirsizliğini, kurumlar vergisi ve transfer fiyatlandırması risklerini, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile bağımsız denetim süreçlerine yansımalarını doktriner ihtilaflar ışığında değerlendirmektedir. Bulgular, karbon maliyetlerinin salt bir çevresel uyum meselesi olmaktan çıkarak doğrudan kurumlar vergisi matrahını, bilanço rasyolarını ve sermaye yeterliliğini tehdit eden sistemik bir mali risk unsuruna dönüştüğünü ortaya koymakta; mevzuat boşluklarının giderilmesine yönelik somut politika önerileri sunmaktadır.

 Anahtar Kelimeler: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Emisyon Ticaret Sistemi, Vergi Usul Kanunu (VUK 269), Karbon Muhasebesi, Transfer Fiyatlandırması, TSRS.

1. GİRİŞ VE TEORİK ÇERÇEVE

Küresel iklim değişikliğiyle mücadele politikaları, negatif dışsallıkların içselleştirilmesini amaçlayan Pigoucu Vergi (Pigouvian Tax) teorisi ile mülkiyet hakları ve piyasa temelli çözümlere dayanan Coase Teoremi ekseninde şekillenmektedir. Bu teorik altyapı uygulamada iki ana araçla hayata geçirilmektedir: fosil yakıtların karbon içeriği veya doğrudan sera gazı (GHG) emisyonları üzerinden sabit birim maliyet tahakkuk ettiren Karbon Vergisi (fiyat temelli yaklaşım) ve toplam emisyon miktarının bir tavan (cap) ile sınırlandığı, tahsisatların serbestçe alınıp satıldığı Emisyon Ticaret Sistemi (ETS – miktar temelli yaklaşım / cap-and-trade).

Avrupa Birliği (AB), 2005 yılından bu yana uyguladığı AB ETS mekanizmasını¹ Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) ve “Fit for 55” paketiyle derinleştirmiş; karbon kaçağını (carbon leakage) engellemek amacıyla 2023/956 sayılı Tüzük ile Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (SKDM/CBAM)² yürürlüğe koymuştur. Bu süreç, karbon maliyetlerini salt bir çevresel uyum sorunu olmaktan çıkarıp doğrudan faaliyet kâr marjlarını, sermaye yeterliliğini ve kurumlar vergisi matrahını tehdit eden sistematik bir finansal riske dönüştürmüştür. Çalışmanın amacı, bu dönüşümün Türk vergi sistemi ve finansal raporlama çerçevesi üzerindeki asimetrik yansımalarını doktriner tartışmalar ışığında ortaya koymaktır.

2. KÜRESEL KARBON PİYASALARI: KARŞILAŞTIRMALI ÜLKE UYGULAMALARI

Dünya genelindeki karbon fiyatlandırma sistemleri hukuki yapı, sektörel kapsam ve fiyat oluşum mekanizmaları bakımından belirgin farklılıklar göstermektedir.

Tablo 1, başlıca uygulamaları karşılaştırmalı olarak özetlemektedir.

Ülke / BölgeSistem TürüSektörel KapsamFiyatlama / Tahsisat MekanizmasıVergisel ve Bilanço Entegrasyonu
Avrupa Birliği (AB ETS)Cap-and-Trade (ETS) + SKDMEnerji, ağır sanayi, havacılık, deniz taşımacılığıAçık artırma ve kademeli azalan ücretsiz tahsisat; dinamik piyasa fiyatıTMS 38 / TMS 37 uygulaması; doğrudan üretim maliyeti niteliği
Birleşik Krallık (UK ETS)Cap-and-Trade (Ulusal ETS)Enerji üretimi, ağır sanayi, iç havacılıkAçık artırma taban fiyatı (Auction Reserve Price) destekli serbest piyasaHMRC nezdinde genel ticari gider kabulü; KDV istisnaları ve özel türev vergilendirmesi
Çin (Ulusal ETS)Yoğunluk Esaslı ETS (Benchmark-based)Öncelikli olarak enerji üretim tesisleri; çimento ve alüminyuma genişlemeTesis bazlı karbon yoğunluğu kıyaslamasına (benchmarking) dayalı tahsisatÇin Muhasebe Standartları uyarınca karbon varlıklarının özel stok/varlık kaleminde takibi
Kaliforniya (WCI – ABD)Cap-and-Trade + Taban FiyatElektrik, sanayi, ulaştırma yakıtları ve doğal gazFiyat tavanı ve yıllık artan taban fiyat koridoruEyalet vergi matrahından indirilebilirlik; varlık değerleme ve türev işlem vergileri

Tablo 1’de görüldüğü üzere, AB ETS dinamik piyasa fiyatlı bir cap-and-trade sistemi iken; Birleşik Krallık açık artırma taban fiyatı destekli serbest piyasa modelini, Çin tesis bazlı karbon yoğunluğu kıyaslamasına (benchmarking) dayalı bir tahsisat modelini, Kaliforniya ise fiyat tavanı ve yıllık artan taban fiyat koridoru içeren bir sistemi tercih etmektedir. Bu çeşitlilik, karbon varlıklarının vergisel ve muhasebesel nitelendirilmesinde de ülkeler arası yakınsamayı güçleştirmektedir.

3. AB SKDM: MALİ YÜKÜMLÜLÜK ALGORİTMASI VE MAHSUP MEKANİZMASI SKDM, AB’ye ihraç edilen emisyon yoğun ürünlerin (demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen, elektrik) üretiminde ortaya çıkan gömülü emisyonların (embedded emissions) maliyetlendirilmesini hedefler. İthalatçının itfa etmek zorunda olduğu sertifika tutarı temel olarak şu algoritma ile belirlenir:

Maliyet(SKDM) = (E(doğrudan) + E(dolaylı) − Ücretsiz(AB)) × P(SKDM Sertifika) − F(menşe ödenen)

Burada E(doğrudan) ve E(dolaylı), ürüne gömülü Kapsam 1 (doğrudan) ve Kapsam 2 (elektrik tüketimi kaynaklı dolaylı) emisyon miktarını (tCO₂e); Ücretsiz(AB), AB içi üreticilere AB ETS kapsamında sağlanan ücretsiz tahsisat eşdeğeri indirimi; P(SKDM Sertifika), AB ETS haftalık ortalama açık artırma kapanış fiyatını; F(menşe ödenen) ise menşe ülkede fiilen ödenen karbon fiyatını ifade etmektedir.

Denklemdeki en kritik parametre, SKDM Tüzüğü Madde 9 uyarınca düzenlenen mahsup mekanizmasıdır³. İhracatçı ülkede bir karbon vergisi veya ETS mekanizması çerçevesinde fiilen ödenmiş olan karbon fiyatı, AB gümrüğünde beyan edilen SKDM sertifika yükümlülüğünden mahsup edilebilmektedir. Bu düzenleme, Türkiye’de kurulacak Ulusal ETS’nin gelirlerinin AB bütçesine aktarılması yerine yurt içinde kalmasını sağlayan stratejik bir araç niteliğindedir.

4. TÜRK VERGİ HUKUKUNDA KARBON VARLIKLARININ ONTOLOJİK NİTELENDİRMESİ

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda (VUK) karbon tahsisatlarına yönelik özel bir madde bulunmaması, vergi tekniği ve bilançoların gerçeği yansıtması açısından derin doktriner ihtilaflara yol açmaktadır.

4.1. İktisap, Hukuki Mahiyet ve Değerleme Ölçüsü Karbon tahsisatları ve gönüllü karbon kredileri (VCM), VUK Madde 269 ve Madde 289 kapsamında değerlendirildiğinde fiziki varlığı bulunmayan, tescile tabi ve devredilebilir birer “gayri maddi hak” niteliğindedir⁴. Tahsisatlar VUK Madde 262 gereğince maliyet bedeli ile değerlenir. Açık artırma veya ikincil piyasadan bedeli mukabilinde satın alınan tahsisatlar aktifleştirilirken, kamu otoritesince bedelsiz verilen tahsisatların bilançoda iz bedeliyle mi yoksa emsal bedeliyle (VUK Madde 267) mi gösterileceği hâlâ yasal düzenlemeye muhtaçtır⁵.

4.2. Gayrimaddi Hak (VUK 269) vs. Emtia (VUK 274) İkilemi Karbon tahsisatlarının ve sertifikalarının aktifleştirilmesinde genel kabul, tescile tabi ve fiziki olmayan nitelikleri gereği “Gayrimaddi Hak” (VUK 269) olarak maliyet bedeliyle değerlenmesidir. Bu görüşe göre tahsisatlar itfa edildiğinde VUK Madde 313 uyarınca klasik amortisman yoluyla değil, fiilen tüketildiği dönemin doğrudan üretim maliyetine (730 Esas Üretim Giderleri) aktarılmalıdır⁶.

Literatürdeki güçlü aykırı görüşler ise varlığın kullanım amacına odaklanmaktadır. İşletme tahsisatı kendi emisyonunu itfa etmek için değil, karbon piyasalarında (örneğin EPİAŞ bünyesinde) arbitraj veya ticaret amacıyla elde tutuyorsa, bunların şartsız biçimde gayrimaddi hak sayılması eleştirilmekte; “Emtia” (VUK 274) olarak sınıflandırılması gerektiği savunulmaktadır⁶. Emtia sınıflandırması, tahsisatlara değer düşüklüğü karşılığı (VUK 278) ayrılmasına imkân tanıyarak karşılık ayırma rejimini ve dolayısıyla matrahı doğrudan etkileyecektir⁶.

4.3. Katma Değer Vergisi ve Damga Vergisi Riskleri Karbon tahsisatlarının ve kredilerinin devri ticari nitelikte bir teslim ve hizmet sayıldığından, mevzuatta özel bir istisna hükmü ihdas edilmediği müddetçe KDV Kanunu Madde 1/1 uyarınca genel oranda (%20) KDV’ye tabidir. KDV Kanunu Madde 17/4-g kapsamındaki menkul kıymet istisnasının karbon varlıklarına kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı vergi tekniği açısından ihtilaflıdır⁷. Bunun yanında, karbon tahsisatlarının alım-satımına veya devrine ilişkin düzenlenen sözleşmeler, Damga Vergisi Kanunu’na ekli 1 sayılı Tablo uyarınca belli bir parayı ihtiva etmesi hâlinde nispi damga vergisine tabi tutulmakta, bu durum piyasa likiditesini baskılamaktadır⁸.

5. KURUMLAR VERGİSİ VE TRANSFER FİYATLANDIRMASI RİSKLERİ Sınırötesi karbon maliyetlerinin, ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi için zorunlu olması şartıyla KVK Madde 6 ve GVK Madde 40/1 kapsamında indirilecek gider sayılması esastır⁹. Buna karşın, sınır aşımları nedeniyle kesilen idari para cezaları ve ilave emisyon aşım bedelleri KVK Madde 11/1-(d) uyarınca Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) statüsündedir¹⁰. AB’deki alıcı tarafından ödenip Türk ihracatçısına sözleşme gereği fatura edilen (rücu edilen) SKDM maliyetleri, satış maliyetini doğrudan etkileyen bir unsur olarak belgelendirilmesi kaydıyla gider yazılabilir; ancak ilişkili şirketler arasındaki rücu işlemlerinde emsallere uygunluk ilkesinin gözetilmesi zorunludur.

5.1. Transfer Fiyatlandırması (KVK Madde 13) ve Fason Üretim Çıkmazı

SKDM maliyetlerinin grup şirketleri (özellikle AB’deki ana şirket ile Türkiye’deki üretici) arasındaki paylaşımı karmaşık bir sorun alanıdır. Grup içi fason üretim (toll manufacturing) modellerinde, üretici şirketin karbon yoğunluğu, yurtdışındaki ilişkili ana şirketin SKDM maliyetini belirlemektedir. Bu maliyetin Türkiye’deki fason üreticiye rücu edilmesi durumunda, KVK Madde 13 kapsamında örtülü kazanç dağıtımı riski doğar¹¹. Fason üreticinin katlandığı emisyon maliyetinin, ana şirkete kesilen hizmet faturasına (cost-plus mark-up) usulünce yansıtılmadığı takdirde, rücu edilen tutarların gider reddiyle (KKEG) karşılaşılması kaçınılmazdır.

5.2. TTK 376 Kapsamında Sermaye Kaybı Riski

Yüksek karbon yoğunluğuna sahip şirketlerde artan tahsisat ve SKDM sertifika maliyetleri özkaynak erimesine yol açmaktadır. Karbon karşılıkları nedeniyle biriken geçmiş yıl zararları, şirketleri TTK 376 kapsamında teknik iflas veya zorunlu sermaye azaltımı/düzeltmesi senaryolarıyla karşı karşıya bırakabilir¹². Karbon regülasyonlarının eşiğinde tasarlanan kurumsal sermaye azaltımı, artırımı ve yapılandırma senaryolarının bu yeni maliyet parametreleri hesaba katılmadan kurgulanması, özellikle eşzamanlı (akordeon) sermaye operasyonlarında hukuki ve vergisel kırılganlık yaratmaktadır.

6. FİNANSAL RAPORLAMA (TMS/TFRS) VE BAĞIMSIZ DENETİM KRİZLERİ

Karbon yükümlülüklerinin bilanço şeffaflığı ve yatırımcı güveni açısından muhasebeleştirilmesi, Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) çerçevesinde ele alınmaktadır. IFRIC 3 standardının yürürlükten kaldırılmasından bu yana uluslararası alanda iki temel muhasebe modeli uygulanmaktadır¹³.

6.1. Net Yükümlülük Modeli ve Brüt Piyasa Değeri Modeli

Net Yükümlülük Modeli’nde (tercih edilen yaklaşım), kamu tarafından bedelsiz tahsis edilen haklar bilançoda sıfır bedelle veya iz bedeliyle takip edilir; satın alınan ek tahsisatlar TMS 38 (Maddi Olmayan Duran Varlıklar) veya ticari amaçlı ise TMS 2 (Stoklar) altında maliyet bedeliyle kayda alınır¹⁴. Fiili emisyon, elde tutulan tahsisat miktarını aştığı anda, aşan kısım için TMS 37 (Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar) uyarınca bilanço tarihindeki piyasa rayici üzerinden borç karşılığı ayrılır¹⁵. Brüt Piyasa Değeri Modeli’nde ise bedelsiz tahsisatlar dahil tüm haklar gerçeğe uygun değerle aktife alınırken, eş zamanlı olarak TMS 20 (Devlet Teşvikleri) kapsamında ertelenmiş gelir kaydedilir¹⁶; yıl boyunca gerçekleşen emisyonlar için TMS 37 uyarınca karşılık ayrılır ve ertelenmiş gelir üretim maliyetine orantılı olarak itfa edilir.

6.2. Dönemsellik İlkesinin İhlali ve Rasyo Sapmaları

Yaygın olan Net Yükümlülük Modeli’nde bedelsiz tahsisatların sıfır bedelle kaydedilmesi, hasılat ile maliyetin eşleşmesi prensibine (matching principle) aykırı bulunmakta ve eleştirilmektedir. Özellikle 2024 ve 2025 hesap dönemlerine ait mizan okumaları ve yapısal rasyo analizleri, bu durumun bilançolardaki ekonomik gerçeğe uygun değeri (fair value) sakladığını göstermektedir. Tahsisat aşıldığında pasifte aniden oluşan yükümlülükler, aktif kârlılığını (ROA), özkaynak kârlılığını (ROE) ve cari oranı (Current Ratio) yapay şekilde bozmaktadır. Bu asimetrik etki şu şekilde modellenebilir:

Cari Oran = Dönen Varlıklar (tahsisatların iz bedeliyle düşük kalması) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar (TMS 37 piyasa rayiciyle artması)

Bu tablo, bağımsız denetim süreçlerinde işletmenin sürekliliği varsayımını doğrudan tehdit etmekte; 2024-2025 karşılaştırmalı mizan okumalarında majör sapmalara neden olmaktadır.

6.3. TSRS ve İçsel Karbon Fiyatlandırması (ICP)

Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) tarafından zorunlu hale getirilen TSRS 1 (Genel Standart) ve TSRS 2 (İklimle İlgili Açıklamalar) uyarınca işletmeler, Kapsam 1 (doğrudan), Kapsam 2 (elektrik/enerji kaynaklı dolaylı) ve Kapsam 3 (tedarik zinciri) sera gazı emisyonlarını doğrulanmış metriklerle açıklamak zorundadır¹⁷. İşletmelerin yatırım projeksiyonlarında kullandığı İçsel Karbon Fiyatı (Internal Carbon Price – ICP), TMS 36 (Varlıklarda Değer Düşüklüğü) testlerinde iskonto oranını (WACC) modifiye etmek zorundadır¹⁸. Nakit üreten birimlerin (CGU) kullanım değeri hesaplanırken gelecekteki SKDM nakit çıkışlarının modele dahil edilmemesi, bağımsız denetimde olumsuz veya şartlı görüş nedenidir.

7. TARTIŞMA: DOKTRİNER İHTİLAFLAR VE ALTERNATİF GÖRÜŞLER

Yukarıdaki analiz üç temel eksende özetlenebilecek doktriner ihtilaflar barındırmaktadır. İlk olarak, VUK kapsamındaki nitelik tartışması sürmektedir: tahsisatların şartsız biçimde “Gayrimaddi Hak” (VUK 269) sayılması eleştirilmekte; ticari amaçla alınıp satılan tahsisatların “Emtia” (VUK 274) olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu ayrımın karşılık ayırma rejimini kökten değiştireceği ileri sürülmektedir. İkinci olarak, TMS/TFRS kapsamında dönemsellik ilkesinin ihlali eleştirisi öne çıkmaktadır: Net Yükümlülük Modeli’nde bedelsiz tahsisatların iz bedeliyle kaydedilmesinin, hasılat-maliyet eşleştirme prensibine aykırı düştüğü ve bağımsız denetim süreçlerinde finansal oran analizlerini (özellikle ROA ve ROE) doğrudan saptırdığı savunulmaktadır. Üçüncü olarak, transfer fiyatlandırması çıkmazı önemini korumaktadır: SKDM yükümlülüğünün ana sanayici mi yoksa fason üretici tarafından mı üstlenileceği ve bu maliyetin ilişkili şirketler arasında rücu edilmesinin örtülü kazanç dağıtımı riski taşıdığı göz ardı edilmemelidir.

Bu üç eksen bir arada değerlendirildiğinde, karbon varlıklarının hukuki niteliği konusundaki belirsizliğin yalnızca teorik bir sınıflandırma sorunu olmadığı; doğrudan matrah, karşılık ayırma rejimi ve denetim görüşü üzerinde somut sonuçlar doğurduğu görülmektedir.

8. SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ

AB SKDM ve Ulusal ETS entegrasyonu; vergi yargısını, değerleme hükümlerini ve bağımsız denetim metodolojisini radikal biçimde sarsmaktadır. Çevre mevzuatının ötesinde doğrudan kurumlar vergisi matrahını, KDV yükünü, transfer fiyatlandırması risklerini ve bilanço rasyolarını dönüştüren bu çok boyutlu mali sürece ilişkin acil politika önerileri şu şekilde sıralanabilir:

  1. Müstakil VUK Düzenlemesi: Karbon tahsisatlarının emtia mı yoksa gayrimaddi hak mı olduğu tartışması milyarlarca liralık matrah farkları yaratma potansiyeli taşımaktadır. VUK’a, karbon varlıklarına özgü (sui generis) tanımları, değerleme ölçülerini ve itfa yöntemlerini içeren müstakil bir madde eklenmelidir.
  2. KDV ve Damga Vergisi Netliği: Karbon tahsisatlarının genel oranda KDV’ye ve sözleşmelerin nispi damga vergisine tabi olması piyasa likiditesini baskılamaktadır. Organize piyasalarda (EPİAŞ bünyesinde) işlem gören tahsisatların teslimi KDV Kanunu 17. maddesi kapsamına alınmalı ve ilgili sözleşmeler damga vergisinden muaf tutulmalıdır.
  3. Teşvik Entegrasyonu: Ulusal ETS satış gelirleri, genel bütçe yerine KVK Madde 32/A kapsamındaki yatırıma katkı paylarına ve sanayinin karbonsuzlaşmasını sağlayacak Ar-Ge/teknoloji teşvik fonlarına entegre edilmelidir¹⁹.

Sonuç olarak mali idarenin, yeşil dönüşümün maliyetinin yoruma açık vergi cezalarına ve denetim ihtilaflarına dönüşmesini engellemek için, TMS ile VUK arasındaki “ertelenmiş vergi” uçurumunu daraltacak regülasyonları ivedilikle hayata geçirmesi gerekmektedir. Vergi yönetimi süreci, pasif bir uyum alanı yerine; kurumlar vergisi, KDV ve transfer fiyatlandırması boyutlarını içeren proaktif bir bilanço ve maliyet optimizasyonu stratejisi olarak ele alınmalıdır.

KAYNAKÇA

¹ Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS) Direktifi 2003/87/EC ve tadil metinleri.

 ² Avrupa Parlamentosu ve Konseyi (2023). 2023/956 Sayılı Tüzük: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM).

³ 2023/956 Sayılı SKDM Tüzüğü, Madde 9 (Mahsup mekanizmasına ilişkin düzenleme).

⁴ 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), Madde 269 ve Madde 289.

⁵ 213 Sayılı VUK, Madde 262 (Maliyet bedeli) ve Madde 267 (Emsal bedeli).

⁶ 213 Sayılı VUK, Madde 274 (Emtia), Madde 278 (Değer düşüklüğü karşılığı) ve Madde 313 (Amortisman).

 ⁷ 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, Madde 1/1 ve Madde 17/4-g (Menkul kıymet istisnası).

⁸ 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu, 1 Sayılı Tablo.

 ⁹ 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 6 ve 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 40/1.

¹⁰ 5520 Sayılı KVK, Madde 11/1-(d).

¹¹ 5520 Sayılı KVK, Madde 13 (Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı).

¹² 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), Madde 376 (Sermayenin kaybı veya borca batık olma durumu).

¹³ IFRS Interpretations Committee. IFRIC 3 Emission Rights (Yürürlükten kaldırılan standart).

¹⁴ Kamu Gözetimi Kurumu (KGK), Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) 38 (Maddi Olmayan Duran Varlıklar) ve TMS 2 (Stoklar).

¹⁵ KGK, TMS 37 (Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar).

¹⁶ KGK, TMS 20 (Devlet Teşvikleri).

¹⁷ KGK, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) 1 (Genel Standart) ve TSRS 2 (İklimle İlgili Açıklamalar).

¹⁸ KGK, TMS 36 (Varlıklarda Değer Düşüklüğü).

¹⁹ 5520 Sayılı KVK, Madde 32/A (İndirimli Kurumlar Vergisi ve yatırıma katkı payı).

@2024 -YASAL UYARI : Yazılar Yazarın Kendi Görüşünü İfade Etmektedir. İnternet sitemizde yer alan yazıların tüm hakları saklıdır. Ancak yazar ve site kaynağının aktif linkine yer verilerek alıntı yapılabilir. YAZILAR AYNEN YAYIMLANAMAZ. Aksi yönde eylemler hakkında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki tazminat ve ceza hükümlerinin uygulanması için hukuki süreçler başlatılacaktır.

Bize yazın