0 yorum 16 Görüntüleme
16 Görüntüleme

TUTUN Kİ “BİZ AFFETMEYİZ” DEDİK VE YATLARI DA PIRLANTAYI DA VERGİLENDİRDİK

image_print

Refah düzeyi yüksek olan ekonomilerde pek üzerinde durulmaz ama, hayatlar zorlaştıkça insanlar ödedikleri vergilerden daha fazla yakınıp, “benden alınırken neden ondan alınmıyor gibi” sözüm ona “vergide adaletçi” söylemleri yoğunlaştırırlar.

Nedeni açık:
Çünkü geçimi zorlaşan insan için en kolay itiraz, kazancının neden bu kadar düşük olduğuna değil de o düşük kazancı üzerinden alınan vergileredir.
Sanki, ekonomi yolundadır da sadece vergiler adaletsizdir ve o vergiler bir biçimde kalkarsa refahı hemen yükselecek, hayat hemen kolaylaşacaktır.
Yanı sıra, kendinden bu kadar vergi alınırken, denizdeki yatların yakıtından başlayıp pırlanta ticaretine kadar bir kısım işlerden neden vergi alınmadığı gibi örnekler anlatılır da anlatılır.

Sadece ekonomisi darda olan insan mı yapar bunu? Hayır; madem halkın gündemi bu diye; medyasından siyasetçisine kadar ne kadar “nabız tutucu” varsa, sırası gelsin gelmesin konuları özünden ayırıp ayırıp buralara çekerler ve kendilerine göre bir tür “gaz alırlar”.

Konuya buradan girmenin aslında rüzgâra karşı bir çaba olduğunu bilsek de, gelin en azından bu işe biraz daha araştırıcı tavırla yaklaşmak isteyenler için anlatmaya, ama hiç değilse tartışmaya açmaya çalışalım.

*
Doğrudur:
-Bizde pırlantanın el değiştirmesinden ne KDV ve ne de ÖTV alınmaz.
-Yatlara verilen yakıttan da alınmaz,
-Hatta yurt dışına giden-gelen uçaklara verilen yakıttan bile alınmaz.

Niye?
“Pırlanta yahu bu” denir ya hep…
Yani kıymetliler kıymetlisi. Her kula nasip olmaz.
Peki örneğin bir şişe şalgam suyu alsanız vergilidir de bırakın pırlantayı, hemen herkesin bir ölçüde alıp verebildiği altın alışverişinden ya da döviz alışverişinden de alınmıyor hiç bunu düşündünüz mü?

“Alınmaz” çünkü pırlanta da, altın da döviz de, iki kişi arasında el değiştirirken bir “katma değer” oluşmaz. Oysa KDV de ÖTV de, işin içinde sadece bir el değişikliği olduğunda değil, bu el değiştirmeler sırasında ortaya çıkan yani “katılan”, “eklenen” bir değer varsa onu vergilendiren düzenlemelerdir.

Ahmet’in elindeki cumhuriyet altını Mehmet’in eline geçerken ortaya yeni bir değer çıkmadığı gibi, Ayşe’nin tektaş pırlantası Leyla’ya devredildiğinde de durum aynıdır.
Örneğin Ahmet’in elindeki 100 liralık altın Mehmet’in eline geçtiğinde o altın yine 100 lira değerindeyse bu el değiştirmeyle ortaya çıkan ve vergilendirilebilecek bir değer olmaz.

Haydi olayı daha da basitleştirelim; bırakalım altını pırlantayı bir kenara ve diyelim ki mahallenin manavı kendine maliyeti yani değeri 100 lira olan domatesi yine 100 liraya birisine satsa ortaya vergilendirilecek bir değer çıkacak mıdır?
Çıkmayacaktır tabii.
Ama mahallenin berberi saçınızı kestiğinde ortaya çıkan bir “hizmet” vardır.

Dolayısıyla pırlantanın, altının maden olarak el değiştirmesi anlamına gelen “ticaret”inde, ortada ekonomik olarak vergilendirilecek bir “katılmış değer” yoktur. Olay sadece bir değerin başabaş el değişikliğidir.
Bunun yanı sıra şunu da bilelim:

Bu pırlanta, altın, döviz el değiştirirken KDV ve ÖTV doğmaz ama, aynı pırlantanın 100’e alınıp 120’ye satılmasından, doların 40’a alınıp 45’e satılmasından doğan “değer” yani kazanç, her zaman “Gelir ya da “Kurumlar vergisi” ne tabi tutulur ve zaten tutulmaktadır.

Ve yine bilinsin ki, o pırlantanın ya da altının bir maden olarak doğrudan (bizatihi) “kendisinin” alım satımı değil ama “işlenmesi” sırasında yapılan kuyumcu işçiliğinden doğan kazanç ise bizde aynen bir terzinin ya da berberin elde ettiği hizmetin bedeli gibi “yarattığı katma değer üzerinden vergilendirilmektedir.
Ama zorlar ve ille işçiliğinden de ÖTV alalım derseniz, en fazla pırlantanın “işlenmesi sırasındaki işçilik payı” üzerinden alabilirsiniz. Tabii bunu da kayıt dışına kaydırıp bu sefer de hem KDV’sini, hem kazancının vergisini kaybetmeyi göze alarak.

*
Gelelim yatlara, yurt dışı uçaklara…
Yatlar çok konuşulur ama uçaklar pek bilinmez.
Yatlar gibi yurt dışı sefer yapan uçaklara verilen akaryakıttan da bu vergiler alınmaz.

Hatta bırakın yakıtından vergi almayı; hem o yakıt vergisiz verilir hem Türkiye’ye yaptıkları her sefer başına, sezona ve yolcu sayısına göre kendilerine üste 5-8 bin dolar gibi de paralar verilir.
Çünkü, yatların marinalara uçakların hava alanlarımıza gelen her biri, yurda taşıdığı turist sayesinde önemli ölçüde döviz kazandıracaktır.

Siz şimdi tutun ki bunları vergilendirdik, Bodrum limanına gelen ya da Budrum-Kos adası arasında çalışan yata vergili yakıt satacağız üç kuruş da yakıtın vergisinden kazanacağız dedik.

Böylece, akdenizde egede bir oraya bir buraya cirit atan o yatları Yunanistan’ın yakıtı vergisiz veren adalarına kaçırdık mı…
Tutun ki her bir uçakla 200 kadar turist getiren turizm şirketleri de yakıttaki vergileri görünce yaptıkları ince hesaplardan sonra rotayı Akdeniz’in diğer ülkelerine, başka hava limanlarına çevirdiler…

Ne olur bu durumda peki?
Düşünelim bakalım:
Şimdi yakıtından KDV, ÖTV almadığımız için kar edemediğimizi sandığımız bu işlerde kalkıp “Ona da vergi salıp bu sefer kazanacağız” desek de kazanamayız.
Çünkü vergi nedeniyle limanımıza gelmeyen, kaçırdığımız her tekne, havaalanımıza inmeyen hiç bir uçağın bizimle akaryakıt işi olmaz ki vergisinden para kazanalım.
Yani bu açıdan da durum aynıdır:
Kaçırdığında alamayacaksan bırak, vergisini feda et ama adam gelsin
Yani gelmezse “sıfır” olacak vergi, bırak geldiği zaman sıfır olsun! adamın yakıtından değil, harcadığı dövizinden kazan!

Peki niye yapalım ki o zaman?

Ama bu sözüm ona biz de “kimse vergiden kaçamaz” deyip kuralı değiştirebiliriz ya…
Yaparız tabii ama, işte bu tamahkarlığın sonucunda bizim turizmle dönen tüm esnafımızın, otellerimizin, onların çalıştırdıkları insanların uçup giden kazançları ve genel anlamıyla ülkenin turizm gelirlerindeki kaybı buradan kazanacağız dediğimiz vergiyle kıyaslandığında bu kayıp yani “Dimyata pirince giderken kaybettiğimiz bulgur” kaç kat olur biliyor muyuz?

Unutmayalım, vergi sadece vergi değildir, “vergi ekonomidir”

(Bu yazıda işin özünü ortaya koyabilmek için özellikle yatçılıktaki vergi istisnasının detay düzenlemelerine ve ancak bu detaylara inilerek tartışılabilecek istismarlara özellikle değinmediğimizi belirtelim)

@2024 -YASAL UYARI : Yazılar Yazarın Kendi Görüşünü İfade Etmektedir. İnternet sitemizde yer alan yazıların tüm hakları saklıdır. Ancak yazar ve site kaynağının aktif linkine yer verilerek alıntı yapılabilir. YAZILAR AYNEN YAYIMLANAMAZ. Aksi yönde eylemler hakkında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki tazminat ve ceza hükümlerinin uygulanması için hukuki süreçler başlatılacaktır.

Bize yazın