0 yorum 289 Görüntüleme
289 Görüntüleme

Vergi Avantajıyla Kamu Varlıklarının Alınması

image_print

Önemli bir kısmı Cumhuriyetin ilk yıllarında kısıtlı ve zor kaynaklarla kurularak halkın temel ihtiyaçlarını karşılayan, ayrıca öncü olarak ekonomiye dinamizm sağlayan kamu işletmeleri (şeker, çimento, demir çelik, kağıt, tekstil, maden fabrikaları ile  telekomünikasyon şirketleri ve benzerleri) başta istihdam olanakları olmak üzere, bütün kaynakları sonuna kadar kullanıldıktan sonra;  “kötü yönetiliyor, herkesin malı kimsenin değildir, bunların ürünlerini dışarıdan alsak daha ucuza gelir” gibi gerekçelerle elden çıkarılarak özelleştirilmeye başlanmış ve bu süreç, Devletin ekonomideki rolünü minimuma indirmeyi hedefleyen neoliberal politikalarla hızlandırılmıştır.

Bu şekilde yürütülen özelleştirmelerin yasal dayanağı, 1982 Anayasası’nın 47’nci maddesinde yer alan Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.” düzenlemesi  ile bu düzenlemeye dayanılarak çıkarılan ve  1994 yılında yürürlüğe giren 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun olmuştur.

Yazımızda, ayrı birer çalışma konusu olabilecek  özelleştirme yöntemleri, özelleştirme bedellerinin belirlenmesi, özelleştirilen kamu işletmelerinin devri ve satışı konularına yer verilmeyecek; özelleştirilen  kamu işletmelerinin kredilerle finansmanının vergisel sonuçları değerlendirilecektir.

Hisse satışı, varlık satışı, kiralama, işletme hakkı devri, gelir ortaklığı gibi adlandırmalarla yürütülen özelleştirmelerin bir kısmında,  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın idari yapısını ve görevlerini düzenleyen 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, ilgili ihale yönetmelikleri ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun ilgili madddeleri de esas alınmakla birlikte; bu konudaki uygulamalarda, özel niteliği niteliği bulunan 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun önem taşımaktadır. Bu Kanun hangi kuruluşların özelleştirme kapsamına alınacağını, özelleştirme yöntemlerini ve sürecin nasıl yönetileceğini belirleyen mevzuatın ana unsurudur.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı  büyük ölçekli projelerin (enerji santralleri, limanlar vb.) ihalelerinde yayımladığı “ihale şartnameleriyle”, özelleştirilecek varlıkların  finansman modeline müdahale etmekle birlikte, özelleştirmelerin yasal dayanağını  oluşturan 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun başta olmak üzere, mevzuatta, özelleştirmelerde “özkaynak şartı”aranmamakta  ve dolayısıyla özelleştirmelerin  kredilerle finansmanını engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır. Yani, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’da, hangi yöntemle olursa olsun “Özelleştirmelerde şu tutarda veya şu oranda oranda özkaynak bulunmalıdır” şeklinde sabit bir rakam veya yüzde bulunmamakta; Kanun, özelleştirme sürecini  ve yöntemlerini belirleyip, mali yeterlilik detaylarını Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın yetkisine bırakmaktadır.

Belirtilen bu durum, bazı özelleştirmelerin özkaynaklarla değil, tamamen veya kısmen kredilerle finanse edilmesine, kredilerin finansman yükünün de (kur farkı ve faizlerin) vergi matrahının tespitinde gider olarak indirilerek daha az vergi ödenmesine ve vergi avantajı sağlanmasına neden olmaktadır.

Basit bir örnek bu konuda açıklayıcı olacaktır: Hisse devri yoluyla özelleştirilen bir kamu işletmesini alan Şirket, belirtilen hisseleri alırken kullandığı döviz kredisi nedeniyle, herhangi bir yılda   hesapladığı/ödediği kur farkı ve faiz tutarı olan 100 milyon TL’yi vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate aldığında, %25 genel  kurumlar vergisi oranıyla 25 milyon TL daha az vergi ödeyecek ve ciddi şekilde vergi avantajı sağlamış olacaktır. Çünkü, mevcut vergi düzenlemelerine göre, devralınan hisseler maliyet bedeliyle değil, alış bedeliyle değerlendiği için, bu hisselerin alımında (finansmanında) kullanılan kredilerin kur farkı ve faiz tutarları doğrudan gider kaydedilebilmektedir. Açıktır ki, bu şekildeki bir kredi tutarının daha fazla, vadesinin de daha uzun olduğu bir durumda, sağlanan vergi avantajı kat kat  artacaktır.

Hatırlanacağı üzere, ülkemizde 2005 yılında yaşanan ve büyük özelleştirmelerden biri olarak yurttaşlara “başarılı özelleştirme”  şeklinde sunulan kamu telekomünikasyon işletmesinin çoğunluk hisselerinin  özelleştirmesinde, devralan Şirket kredi kullanılmış,  belirtilen kredilerin ödenmesinde  temerrüde düşüldüğü için de,  söz konusu hisseler 2018 yılında  üç bankanın kurduğu ortaklığa, 2022 yılında ise Türkiye Varlık Fonu’na geçmişti.

Yukarıda verilen örnekte olduğu gibi, bu özelleştirmede de, kullanılan kredilerin finansal yüklerinin  (kur farkı ve faiz tutarları) vergi matrahının belirlenmesinde gider olarak dikkate alındığı ve vergi avantajı elde edildiği, özelleştirmenin finansman yöntemi dikkate alındığında kaçınılmaz olmuştur.

Son örnek ayrıca, özelleştirmelerde özkaynak şartı aranmamasının ve kredi kullanımına izin verilmesinin başka bir boyutunu, özelleştirrme sonucunda “herkesin değil bazılarının olan”  bir işletmenin serencamını  göstermesi bakımından önemlidir.

Özetle;  özelleştirme mevzuatında (4046 sayılı Kanun ve ilgili diğer yasal düzenlemeler) “özkaynak şartı” şeklinde bir zorunluluk bulunmamaktadır. İhalelere katılacak yatırımcılardan, ihale şartnameleriyle belirli bir mali yeterlilik istense de, bu “özkaynak oranı” veya “belirli bir özkaynak tutarı” olarak tanımlanmamaktadır. İhale şartnamelerinin bir kısmında yer alan finansman planı, kredi taahhüdü, teminat mektubu, yatırım taahhüdü gibi hususlar, herhangi şekilde “özkaynak” tanımına girmemektedir.

Belirtilen durum, yöntemi ne olursa olsun, özelleştirmelerde (özellikle hisse satışlarında), kredi kullanılması ve  kredilerin finansal  yüklerinin (kur farkı ve faizlerin) vergi matrahından  indirilmesi yoluyla kamu varlıklarının daha az vergi ödenerek elde edilmesi anlamına gelmektedir.

Bu yazı 25 Ocak 2026 tarihli BirGün Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

https://www.birgun.net/haber/vergi-avantajiyla-kamu-varliklarinin-alinmasi-686893

@2024 -YASAL UYARI : Yazılar Yazarın Kendi Görüşünü İfade Etmektedir. İnternet sitemizde yer alan yazıların tüm hakları saklıdır. Ancak yazar ve site kaynağının aktif linkine yer verilerek alıntı yapılabilir. YAZILAR AYNEN YAYIMLANAMAZ. Aksi yönde eylemler hakkında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki tazminat ve ceza hükümlerinin uygulanması için hukuki süreçler başlatılacaktır.

Bize yazın